Harbi Gazete

S.A.S.A. 

S.A.S.A. 
Alper Esen
Alper Esen( alperesen@harbigazete.com.tr )
723
11 Ocak 2019 - 9:41

S.A.S.A: Siyasetçi. Asker. Sanatçı. Akademisyen. 

Ne Alâka?
Anlatayım efendim;

Bu dört sınıf öylesine birbirine benzer ego sahibidir ki, birbiriyle pek anlaşamaz. 
Biri olmadan diğerinin canı sıkılır. Biri diğerinin varlığını sürdürme sebebidir aslında.

Önce 
SİYASETÇİ;
Siyaset devlet yönetme, devlete hükmetme, hükümet etme. 
Siyasetçi de bu eylemi yapan özne.

Herkes siyasetçi olamaz. Gerçekten söylüyorum. Siyaset etme bir sanattır. Bakmayın ortada dolanan onlarca/yüzlerce siyasetçi güruhuna siz. Siyasetçi diyebileceğiniz kişi sayısı 5’i-10’u geçmez. Yoksa ortalık karışırdı. Vallahi savaş çıkardı.

Mesela bakarsın efendim ne kadar da ketum. Sanırsın çok şey biliyor. Bir halt bildiği yok aslında. Bildiği kendisine anlatılan ve aktarılan. Hepsi bu. Ne araştırır ne öğrenmeye çalışır. Anlatılan yeter… Anlatan gizliymiş havası verdiği için bizimki havalara girer. Aman pek büyük bir sırrı koruyor.

Devletin sırlarına hakim, partinin sırlarına hakim, kainatın sırrını yüklemişler omuzlarına, aman bir kasılır bir kasılır. 
Bir soru sorarsın mesela ya da bir görüş istersin. Offfff nasıl ezilir büzülür nasıl kırılır kıvrılır. 
Cevaplasa sırrı ortaya dökecek. 
Ülen eğer o soru sorulduysa zaten her şey ortaya dökülmüş demektir, ne kıvranıyorsun?
Ya cevaplayamam de ya da adam gibi cevap ver. 
Komik duruma düşürme kendini.

Bir de yürüyüşleri vardır. 
Yarabbbiiiiiiiiiiiii…
Fatih Sultan Mehmet mi deseeeem, Sezar mı yoksa?
Yok yok daha başka biri bu!!! 

Olimpus sakini olmalı. 
Ben çok gülüyorum yürürlerken, gözleri çaktırmadan etrafı tarar; tanıdılar mı etraftan?
Başkanıııııım…
Vekiliiiiimmm…
Bakanıııımmm…

Salona girişleri müthiştir. 
‘İşte ben geldim.’ 
‘Benim adım Akileus, Zeus’un oğlu…’ 
‘Topunuzun…’ der gibidir.

Tokalaşmak bir zulümdür kimisi için. Eli işte gözü oynaşta gibi tokalaşır. 
Oturuşları, puro içişleri, spor yapışları… 

Fenaaaaaaa. Çok fena.

Daha düne kadar sıradan biriyken, bugün mühim bir insan oluyor siyasetçiler. Mühim insan.

Bazı toplantılarda eski vekil ya da bakana rast geliyorum da acınası bir durum tabii kimse tanımıyor. 
Halbuki ne mühim insandı bir zaman…

Tabii ki her şeyi bilirler. 
Türkiye siyasetini de dünyayı da. 
Yersen…
Yemezsen gargara yaparsın.

Protokol sırasında oturtulmadığı için olay çıkaran birini gördüyseniz muhakkak SASA’dır.

Siyasetçi kendine başka sınıftan rakip istemez. Tek rakibi THY’dir.
En iyi konuşan odur. En doğru tahlili o yapar. Öyle çok iyi eğitim, çok iyi ekonomist, çok iyi stratejist. Sanatçı filan tanımazlar. Her şeyin doğrusunu siyasetçi bilir. 
MFÖ’nün şarkısındaki gibi, ‘Sen Neymişsin Be Abi?!’ diyesin gelir…

Peki hiç mi yok mütevazı olanı?
Var tabii.

Eğer tevazu sahibi siyasetçiye rastlarsanız bilin ki o Siyaset Erbabıdır.

Gerçek siyasetçi odur. 
Sayıları azdır ama var oldukları bilinmektedir.

ASKER

Asker’den kastım tabii ki erbaş değil, astsubay rütbeliler değil hatta Albay rütbesi dahil subaylar da değil.

Asker’den kastım generaller yani paşalar.

Öncelikle şunu söylemek lazım. General olmak mühimdir. 
Eskiden, çok iyi bir anadolu lisesi kıvamında olan bir askeri liseyi kazanacaktın, onu bitirip akabinde mesleki üniversite eşdeğerinde harp okulunu bitirecektin. Sonra teğmen rütbesiyle askerlik mesleğine başlayabilirdin.

Paşa olabilmek için ise kurmay olman lazım, bunun için de genellikle binbaşılıktan itibaren çok zor imtihanlara girip kazanıp harp akademilerini bitirmen lazımdı.

Şimdilerde nasıl oluyor bu süreç bilmiyorum doğrusu!

Nerden mi biliyorum bütün bunları?
Öz dayım emekli tümgeneraldir. Hem de harp akademilerini birincilikle bitirip yaş kütüğüne isim çakmıştır. 
Türkiye’nin en genç yaşta general olabilen birkaç isminden biridir. 
Şimdiki harp oyunları merkezinin kurucusudur.

Fakat 28 Şubatzededir. 
Nasyonal Sosyalistzede…

Paşa olmak için çok çabalamak lazımdır. Çok çalışkan olmak, yabancı dil bilmek filan gerekir.

Harp Akademilerinde feci zor bir eğitim vardı.

Ortalama vasıfta bir vatan evladının milletvekili olup devlete hükmetmeye çalışmasını kabullenemez paşalar. Malum Anadolu illerinden vekil olmak kolaydır. Ortalama vasıfta bir avukat, doktor filan ol yeter. Vekil olursun.

Paşalar hazmedemez bütün bunları. Kendilerinin çok iyi eğitim almış olmasını devlete hakim olmaya yeter sanırlar. Halkla çok iç içe olmadıklarından hayatı lojman-kamp-orduevi ve karargahdan ibaret düşünürler. Emrederler yerine getirilir, halkla ilişkiyi de böyle zannederler.

Türkiye’de, Cumhuriyetin kurucu babalarının asker olması ve devleti asker temelli bir bürokrasi üzerine bina etmiş olmaları paşaların kendilerini devletin sahibi olarak görmelerinin birinci sebebidir.

Bir çoğu emekli olup sivil hayata geçtiğinde uyum sağlayamaz. Bir çoğunun hemen bütün sivil çevreleri de paşa emeklileridir.

Fakat mesela muvazzaf bir tümgeneralin halen bir Renault Megane makam arabası varken bir belediye daire başkanının VW Passat’a binmesi de haksızlıktır. Bu da paşaları kızdırır haklı olarak. Geçmişte de benzer haksızlık yapılıyordu.

Muvazzaf iken kendine dünyalık yapıp kor ya da orgenerallikten de tekaüt olanlar askeri gettolarda yaşamaya devam ederler ve lüks semtlerdeki dairelerini de kiraya verirler.

Yani Siyasetteki kast sisteminin bir benzeri Askerde de vardır. 
Şimdilerde askeri hastaneler sivile açıldı ya askerler çok mutsuz.

Siyasetçi ve Asker.
İki sınıf da birbirini beğenmez, sevmez ve devleti teslim etmek istemez. 
Siyasetçi ve Asker sınıflarının egoları birbirine çok benzer.

İyi anlaşamazlar. 
Dünyanın hemen her yerinde de böyledir.

Sıra SANATÇI’da;

Sanat bir hayal, gözlem ve bunlara ilişkin yaratıcılık(haşa yoktan var etmek değil tabii ki) işidir. 
Sanatçı da bu eylemleri ifa eden.

İngilizce Art sanat demek, Artist de sanatçı. 
Biz Artist kelimesini daha çok rol yapanlara ilişkin kullanırız. O anlamı da var tabii ama genelde rol yapanlara Actor ya da Actress diyor ecnebiler.

Sanatçılar gerçekten müthiş bir sosyal işlev görüyorlar. Kimi zaman çiziyorlar, kimi zaman yazıyorlar, besteliyorlar, terennüm ediyorlar, oynuyorlar…
Bizim hayallerimizi ya da düşündüklerimizi gerçeğe dönüştürüyorlar. 
Bence sanatçı olmak için Allah vergisi bir yetenek lazım.

Sanatçılar genelde toplumu çok iyi gözlemlediklerinden ve bu gözlemlerini de eserlerine yansıttıklarından dolayı toplumu en iyi anlayanların kendileri olduğu sonucuna varıyorlar.

Bu yönüyle de siyasetçilerle pek anlaşamıyorlar. Çünkü siyasetçilerin de böyle bir sonuca ulaştıklarını biliyoruz.

Sanatçıların büyük çoğunluğu eleştirel bir sanat icra ettiklerinden sanki her şeye karşıymışlar havası oluşuyor. 
Sanırsın sanat eşittir sivil itaatsizlik. 
Fakat kendileri eleştirildiklerinde de eleştirenlerin yetkinliğini sorguluyorlar. 
Halbuki her zaman eleştirilen sanatın icrası olmayabilir. Eleştirilen sanatçının kendisi, düşünce tarzı ya da yaşam biçimi de olabilir.

Öyle ya, kendilerini toplumun örnek alınan kesimi olarak görmüyor mu sanatçılar? 
Bence büyük çoğunluğu görüyor. 
Fakat bu örnek alınışın toplumun genel kabul görmüş ahlak ilkelerine aykırı olduğunda eleştirilebileceklerini de kabullenemiyorlar.

Hatasız olan onlar. Diğer bütün kesimler hata dolu yani!
Herkesi eleştirecekler ama kimse onları eleştiremez.

Pek kimseyi de beğenmezler. 
Bazen bazıları da haklı tabii.

Entelektüel birikimi olanları anlayabiliyorum da, iki filmde oynamış, iki dizi çevirmiş, bir iki albüm yapmış olanları hiç anlayamıyorum. Üç cümle kuramaz bakarsın önüne gelene saldırır Köftehor…

Bir de meşhur olanlar var ki, kendisini hele bir tanıma, yandın. 
Sanatçılarda da protokol hastalığı vardır.

Bir de şu sosyal mesaj verme çabası olanlara tutkunum doğrusu. Zorlama kendini dostum, mesajın kendisi sensin.

Sanatçılar herkese kıldır. 
Siyasetçiye, Askere, Akademisyene…

Ne olursa olsun, 
Sanat iyidir. İnsanın hayal dünyası ve zevkleri, toplumların da gelişmesi için paha biçilmez bir zenginliktir.

Para ve şöhret düşkünleri hariç 
Sanatçı da iyidir.

Son olarak AKADEMİSYEN;

Aslında en çok önem verdiğim kesim bu kesim. Zira Akademi kısmı pratik hayat ile teorik hayatın tam da kesiştiği sınırdır. 
Teoriyi öğretip pratik hayata hazırlar akademi; üniversal ve entelektüel bilgiyi verir.

Fakat bizde maalesef bu durum farklı işler.

Müesses Nizamın 4 ana ayağından biridir Akademi. 
Askeriye, Adliye, İstihbarat ve Akademi (Üniversiteler) üzerinden hakimiyet kurar Müesses Nizam.

Önceleri daha çok nasyonal sosyalist düşünce hakimdi akademimiz üzerinde ve tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi derin bir baskı vardı. Sağcıya, solcuya daha çok da dindar kesime baskı yaptılar nasyonal sosyalistler.

Son yıllarda ise FETÖ’cülerin işgali altında idi.

Şimdilerde ise özellikle akademinin yönetim unsurlarında yer alabilmek için kolay akademik kariyer imkanları oluştu birdenbire.

Şu sıralar bir sürü ‘doktor’, ‘doçent’ ve ‘profesör’ titri taşıyan içi boş ünvana sahip akademisyenle doldu etrafımız.

28 Ağustos 2017 tarihli ‘ABD’DE DOKTORA ÜNVANI NASIL ALINIR?’ başlıklı ironik yazıma,
Ve…
15 Ağustos 2018 tarihli ‘KOFTİDEN AKADEMİ’ başlıklı yazıma göz atabilirsiniz.

Yabancı dil bilmeyen, kendi konusuna bile hakim olmayan, doğru dürüst literatür araştırmayan akademisyenle dolu ortalık.

Geçenlerde bir özel üniversitenin seminerine katıldım. 
Akademisyenler ancak akademisyenlerin sorularını dikkate aldılar. Çok şaşırdım doğrusu, zira bu hocalar liberal ve sosyal demokrat meyilli insanlardı. Hani daha özgürlükçüler ya, o bakımdan!

Akademisyenler bir acayip havalı. Hoca ya! 
Her bir şeyi bildiğini sanıyor. Pratik hayatla bağlantısı olanlar da bile bu durumu gözlemleyebilirsiniz rahatlıkla. 
Sosyal Bilimler hocalarında ise bir başka oluyor bu hava. 
Hem filozof, hem sosyolog…
Verdiği örnekler hep ecnebi sosyal bilimler otoritelerine ait.

Hadi tamam bizim tarihimizde yok beğendiğin sosyal bilimcimiz, sen bir kuram geliştiremedin mi gardaşım?

Öyle hakim ki kendine güvensizlik, senin geliştirmene de müsaade etmezler.

İlla da bir ismi mi olmalı kuramın?
Tamam hadi bir isim de uydurdum. Yok yine olmadı. Bilmem neye dayanmıyormuş. 
Ülen bilim zaten böyle gelişiyor. Birbirini beslemek zorunda değil fikirler ya da hipotezler.

Sanırsın dünya tarihi boyunca bütün kuramlar dağıtılmış, bitmiş kalmamış. Yenisi de yok. 
Peygamberlik mi kardeşim bu?

Siyaset bilimciler ayrıca siyaset dehası MaşaAllah. 
Beğenmezler hiç kimseyi.
E hadi kalk git aktif siyasete atıl madem.

Adam Rusya uzmanı göya, Rusça bilmez. Hayatında Rusya görmemiş. Ya da Rusya’yı Moskova ve St. Petersburg’dan ibaret sanıyor. 
Çin uzmanı da benzer, ABD uzmanı da. 
Amerikan siyasi sistemini doğru dürüst bilmeyen Profesör var. Amerikan Siyaseti anlatıyor üniversitede. Amerikan tarihinden bi haber olunur mu?
Gore Vidal okumamış mesela.

Önemli bir kurumun danışmanı da olan ekonomi profesörü ile tv programına katılmıştım. 
‘Biretton Vods’ diyordu…

Michael Hardt, Antonio Negri okumadan ideoloji anlatılır mı?

Aman bu akademisyenlerin bir de Medikal olanları var. 
Allllaaaaaaahhhhhh evlere şenlik. 
Birbirlerinin teşhislerini beğenmezler.

Tıp tabii anlamıyorsun ya, tam ego mübarek… Tadından yenmiyor.

Bir profesör hanımefendi AK Parti İktidarını anlatıyordu bir seminerde. 
Vallahi Billahi Tallahi anlamamış halkı. 
Neden halâ iktidar AK Parti, bin dereden su taşıyarak anlatmaya çalışıyordu. 
Eğer zerre kadar halkını tanıyorsa ben de Mars’da yaşıyorum.

Akademisyenlerin en çok anlaşamadığı kesim Siyasetçilerdir. 
E kendileri hoca, işi biliyorlar ama, yöneten başkası tabii.

Akademiyanın düzelmesi lazım.

30’lu yaşlarında doçent olmuş genç gardaşım, fakat bir bakıyor senin yüzüne, bir tavırlar var, kendini köle gibi hissedersin. 
‘Over fifty professor’ zaten yarı tanrı haşa…

İletişim hocalarına hiç girmeyeyim. Sanırsın iletişimi onlar var etmiş. Onlar olmasa iletişemezdik.

Ezber eğitim ezber öğretim. 
Tek tip akademi. 
Koltuk. Title. Ünvan. 
Özel ilişkilere, siyasete yaranma çabalarına girmeyeyim hadi.

Neyse, Sonuç bu!..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları Harbi Gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. | Site haritası