Hamasette üzerimize yoktur. En küçük söylenti bile milliyetçilik damarlarımızın kabarmasına yol açıyor. “Bu topraklar kanla alındı, kanla verilir” diyoruz. Diyoruz da her yıl 87 ülkeden daha fazla toprak kaybediyoruz. Hem de savaşmadan, göz göre göre verimli topraklarımız ellerimizden kayıp gidiyor.

Ülkemiz Dünya Bankası verilerine göre; yanlış yapılaşma, erozyon, tarım arazilerinin konut, sanayi vb. açılması gibi nedenlerle dünyadaki 87 ülkenin yüzölçümünden daha fazla toprak kaybetmiş. Bu ülkeler arasında Lübnan, Kuveyt, Senegal gibi ülkeler de bulunuyor.

TÜİK verilerine göre, Türkiye son 10 yılda ekilen ve dikilen tarım arazilerinin yaklaşık yüzde 8,2'sini, toplam tarım alanlarının da yüzde 5,22'sini kaybetti.

Geçen yılın sonu itibarıyla Türkiye'de ekilen ve dikilen tarım alanı 23 milyon 763 bin hektar, çayır ve mera arazileriyle toplam tarım alanı da 38 milyon 380 bin hektar olarak belirlendi.

Tarım alanlarının yüzde 40,58'ini tahıllar ve diğer bitkisel ürünleri, yüzde 10,55'ini nadasa bırakılan topraklar, yüzde 2,10'unu sebze bahçeleri, yüzde 0,01'ini süs bitkileri, yüzde 8,67'sini uzun ömürlü bitkiler ve yüzde 38,08'sini de çayır ve meralar oluşturuyor.

2006 yılıyla kıyaslandığında 10 yılda toplam tarım alanının yüzde 5,22 (2 milyon 113 bin hektar) azaldığı tespit edildi.

Bunun nedenleri arasında; geçmişte yaşanan hızlı nüfus artışı, kırsaldan kente göç, yerleşimlerin içinden veya yakınından geçen karayolları, otoyollar, yollar çevresinde kurulan sanayi, madencilik, turizm ve kamu yatırımları vb. yer alıyor. Tüm bunlar Türkiye'de tarım topraklarının gerilemesine yol açıyor.

Toprak kaybında tarım alanlarının amaç dışı kullanılması birinci sırada yer alıyor. Erozyon, sel gibi doğal afetlerin de bunda önemli bir payı var. Türkiye'deki arazilerin 5,6 milyon hektarında hafif, 15,6 milyon hektarında orta, 28,3 milyon hektarında şiddetli ve 17,4 milyon hektarında çok şiddetli erozyon görülüyor. Tarım arazilerinin yüzde 59'u erozyon tehdidi altında.

Tarım için uygun olan bu alanların büyük bir kısmı, sanayi tesisleri ve konutlarla dolmuş durumdadır. Başta gıda ve giyim, sanayi olmak üzere pek çok geniş ölçekli sanayi tesisi ovayı kaplamış durumdadır. Bu durum, bazı koşullarda resmi kuruluşlar tarafından da teşvik edilmektedir. Çünkü arazi kullanımı ile ilgili yasalardaki bazı belirsiz ifadeler bu uygulamayı kolaylaştırmaktadır.

Tarım arazilerindeki yapılaşmada yoğun artış var. Çukurova, Konya Ovası. Harran, Trakya gibi verimli tarım arazileri konut, sanayi vb. yanlış yapılaşmaya açılıyor. Özellikle Edirne, Kırklareli, Tekirdağ illerinin yer aldığı Trakya’nın verimli toprakları tek tek yok oluyor. Çorlu ve Çerkezköy adeta Türkiye’nin sanayi merkezi oldu. İstanbul’un Trakya’ya en yakın ilçesi Silivri de bu yanlış yapılaşmadan payını alıyor. Silivri ilçesi son yıllarda konut ve sanayi artışıyla dikkat çekiyor. 

Bunun üzerine bir de Türkiye'de tarım arazilerinin çok parçalı ve hisseli olduğunu eklersek sorunun büyüklüğü daha kolay anlaşılır. Bu arazilerin birleştirilmesi ve tarım sektörünün profesyonel üretim yapan işletmelere dönüştürülmesi gerekliliği de önemli bir nokta.

Tarım arazilerindeki yanlış yapılaşma bugünkü hızla devam ederse 2030'lu yıllarda verimli tarım alanları tamamen binalarla dolmuş olacak ve tarım için ancak ovayı çevreleyen sığ toprağa sahip eğimli alanlar kalacaktır.

Savaşta da, barışta da toprağımıza sahip çıkalım…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.