Saddam Hüseyin, 1979 yılında iktidara geldiği ilk günlerde muhalif savar bir yönetim sergileyeceğinin işaretlerini sert bir şekilde göstermiştir.
 Saddam iktidara geldiği sıralarda, İran’da da yapılan devrim sonucu İslam Cumhuriyeti ilan edilmişti. Bu iktidar rejimi, Irak Şiilerini etkiler düşüncesiyle, fazlaca petrollere sahip İran’a 1980 yılında savaş ilan etmiş ve kendisinin topraklarını genişleteceğini düşünmüştür. İran, Saddam’ın düşündüğü gibi basitçe topraklarında ilerlenebilecek bir ülke değildi. Kalabalık nüfuslu İran, savaşı kendi lehine çevirdiği 1982 yılından itibaren Saddam düşmanından ateşkes talep etmektedir. Fakat İran yönetimi, Saddam’ın sağlam bir şekilde dersini verme gerekçesiyle ateşkesi kabul etmedi. 1988 yılına kadar bu durum sürdü ve 1988 yılında biten savaş sonucunda siyasi olarak hiçbir değişim olmadı. Fakat zahiyatlar açısından sonuç korkunçtu. Savaşta 500 bine yakın insan can vermiş ve iki devletin maddi kaynakları ziyadesiyle çöpe gitmiştir. Saddam, bu sonuçsuzluğunun acısını halkını katlederek almıştır.


Savaş döneminde fazlaca borç aldığı Kuveyt’in toprakları altındaki petrol Saddam’ın iştahını kabartıyordu. Artık Saddam için vakit gelmişti ve 1990 yılında el-Sabah hanedanlığının hüküm sürdüğü Kuveyt’i işgal ederek Irak’ın 19.ili olarak dünyaya tanıtmıştır. Bu işgale ABD’nin tepkisi gecikmemiştir. ABD Başkanı George H.W, Kuveyt’in işgalinin derhal sonlanması için süre verdi. Verilen süre dolduğunda ABD ve müttefiklerinin Kuveyt’i kurtardı ve Saddam ezici bir şekilde yenilgiye uğradı. Fakat George H.W Bush’un verdiği karar üzerine, Saddam devrilmeyecekti. Saddam bu kararı sevinçle karşılamış ve ‘Körfez Savaşı’ muzafferiyetiyle sonuçlanmış gibi ülkesinde kutlamalar yapmıştır. 

Bu savaş sonucu Irak fakirliğin pençesine düşmüştür. Halk bu dönemde, büyük zorluklarla baş başa kalmıştır. Saddam Hüseyin ise bu dönemde ihtişamlı saraylar yaptırmaya merak salmıştır. 


Kuveyt’i ziyaret eden eski başkan G.H.W Bush’a yönelik suikast girişiminin arkasından Saddam yönetiminin çıkması üzerine Clinton başkanlığındaki ABD bombaları Irak hedeflerine düşmüştür.  Irak artık BM müfettişlerinin denetimi başlamıştır fakat bir sonuca ulaşmıyordu.

2003 yılına kadar bu statüko devam etmiştir ve en sonunda başkan olan oğul Bush, Saddam ve oğullarının ülkeyi terk etmeleri için süre verdi. Sürenin dolduğu 29 Mart 2003’te oğul Bush babasının aksine Saddam rejimini yıkmak üzere askeri harekat başlatmıştır. 3 hafta sonra Bağdat ve Saddam’ın heykelleri düşmüştür. Fakat Saddam Hüseyin uzun zaman sonra bulunduğu yeraltından çıkarılıp yerüstü hücresine konmuştur. 2005’te başlayan bir sene sürmüş ve 30 Aralık 2006’da tüm dünyanın gözü önünde asılmıştır. 


 2011 yılına kadar ABD askerleri Irak’ta kalmıştır.  Bu dönemlerde Irak patlayan bombalarla oluşan kaos normal karşılanır olmuştu! 2010 yılında başbakan olan Nuri el Maliki mezhep çatışmalarının körükleyicisi  olmuştur. 2014 yılına gelindiğinde ise Irak’ın en önemli kentleri arasında olan Musul’un terörist DAEŞ tarafından işgal edilmesi Irak’ın devlet otoritesinin acizliğinin yansıması bakımından önemlidir. Bu acizlik sonucunda Maliki başbakanlıktan düşürülmüş ve cumhurbaşkanı yardımcısı olmuş, şuanda başbakanlık görevini üslenen İbadi onun yerine göreve gelmiştir. 

Musul, ABD askerleri himayesindeki Irak ordusu ve çeşitli güçler tarafından uzun süren bir operasyon sonucu kurtarılmıştır. Bu ordunun yeni hedefi Telaferde ise sona yaklaşılmıştır fakat buraya giren ordu içindeki güçler Irak bölünmesinin daha da derinleşmesine yol açacak cinsten. İşin ilginç yanı her konuda anlaşamayan ve birbirlerini hiç sevmeyen ABD ve İran’ın son dönem Irak politikaları nerdeyse aynı iradeden çıkmış gibi görünmektedir. Irak’ın kuzeyindeki Bölgesel Kürt Yönetiminde yapılacak olan bağımsızlık referandumu bölgedeki tüm dengeleri kaos çamuruna batması için hızlandırıcı bir etki göstereceğe benziyor.         
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.