ABD’nin fiili ve şeklen işgalinde olan ülke ve rejimlerde hiç alışık olmadığımız katliam ve vahşetlerin yaşandığına şahit oluyoruz. Öyle ki bu rejimlerin orduları kendi halkını katletmeye başladı. Afganistan, Irak, Suudi Arabistan, Suriye’deki PKK/PYD çapulcuları ve son olarak da Mısır’da yaşanan vahşetin boyutlarına baktığımızda dehşete kapılıyoruz. Nasıl oluyor da bir ülkenin ordusu ve güvenlik birimleri devletini korumakla yükümlüyken 15 Temmuz’daki şizofren elebaşı FETÖ’nün Haşhaşıları ve Mısır’ın paralı askerleri kendi halkını katledebiliyor?

DEAŞ denilen kiralık katiller ve sapıklar güruhu bir anda Irak’ta ortaya çıktı. Zamanın başbakanı Nuri el-Maliki denilen ve aşırı Müslüman düşmanı olan bu kişi ABD’nin piyonu olarak Irak’taki başbakanlık koltuğunu işgal etmişti. Ona bağlı çapulcu askerleri ellerindeki ABD silahlarını ve merkez bankasının Musul şubesinin kapısını açık bırakarak kaçmıştı. Bir terör örgütü ve çapulcu sürüsü birden devlet gibi önemli silaha ve bankaya sahip olmuştu.

Kafa kesen, kadınları köleleştiren, İslam’ın yasakladığı tüm fiilleri sözde İslam adına işleyen bu çapulcular Suriye’de boy göstermeye başladı. Kendi halkına karşı kimyasal ve konvansiyonel silah kullanan bebek katili BeşşarEsed’e karşı özgürlük ve hürriyet için mücadele veren masum Suriyelileri katletmeye başladı. Bu da yetmezmiş gibi tüm İslam coğrafyasında bir virüs gibi yayılmaya ve Müslümanları katletmeye devam etti. Çıkardığı petrolü Batılı emperyalist şirketlere satarak bir taraftan İsrail, İran, Esed, ABD, İngiltere, Rusya ve hatta PKK/PYD çapulcuları ile bile anlaşarak Müslüman kanı akıttılar.

Bu katil sürüsü bahane edilerek başta ABD ve Rusya olmak üzere bölgemize yaklaşık 70 kan emici ülke yerleşti. Her biri silahını denemek ve söz sahibi olmak için bölgede varlık göstermeye başladı. Her fırsatta bu çapulculara destek vermekle bizi suçladılar. Oysa bu katil sürüsüne en büyük darbeyi Türk ordusu verdi. Karşımızda duramayıp Rakka ve diğer kentlere kaçan DEAŞsonunda ABD destekli PKK/PYD ile anlaşarak bölgeden çıkarıldı. Irak ve Suriye’de yok olan örgütün katil sürüsü nereye gönderildi?

Masum halk Cuma namazında katledildi  

Bu sorunun cevabi çok önemli ve bilinmesi gerekiyor. DEAŞ’i kuran ABD ve emperyalist çevreler bu konuda kamuoyuna bilgi vermiyor. Bilindiği gibi bu çapulcu sürüsü gerekli görülen veya işgal edilecek bölge ve ülkelerde ayni isimle veya kabuk değiştirerek karşımıza çıkacaklar. Mısır’ın Sina yarımadasında yer alan Ariş kentinin Bi’r el-Abd ilçesinde karşımıza çıktığı gibi. Geçen Cuma günü Müslümanlar Ravda Camisi’ne akın akın gelmiş ve hoca hutbeyi okurken bu gözü dönmüş katiller daha önce camiye yerleştirmiş oldukları bombaları patlattı. Akabinde 15 terörist caminin üst pencerelerinden cemaatin üzerine binlerce kurşun sıkarak yaklaşık 320 kişinin ölmesine ve buna yakın kişinin de yaralanmasına neden oldular.

Sina halkı genel anlamda dindar ve katil Sisi’nin işlemiş olduğu cinayetlere destek vermemekle biliniyor. Ülkenin seçilmiş ilk meşru cumhurbaşkanı ve askeri darbeyle hapse atılan Muhammed Mursi’ye destek veren bölge halkından intikam almak için bu bölge adeta teröristlerin cirit attığı bir yer oldu. Dünyada yeni çıkmış ne kadar terör örgütü varsa hepsinin şubesini Sina bölgesinde bulmak mümkün. Ne kadar istihbaratçı ve kaçakçı varsa hepsinin adamlarını buralarda bulabilirsiniz. Terör bahane edilerek bölge halkı ve kanaat önderleri katlediliyor.  

Mısır’ın kendi halkını katlettiği yetmezmiş gibi Siyonist İsrail’in de ara sıra Sina yarımadasında operasyon yapmasına müsaade ediliyor. Bu cami baskınını hala kimse üstlenmedi. Yukarıda anlatmaya çalıştığım kanlı terör örgütü DEAŞ bile böylesi bu vahşeti üstlenmekten imtina etti. Elinde delil olmamasına ve tutuklu hiç kimsenin bulunmamasına rağmen Mısır mahkemesi bu katliamı 2014’te DEAŞ’e biat ettiğini duyuran ve daha sonra adını Sina Vilayeti olarak değiştiren Ensar Beyt’ul Makdis’in  üstüne attı. Ama elinde hiçbir delili yok. Neye dayanarak suç bu örgüte yükleniyor? Hukuk’ta delil veya şahit olmadan bir başkasına suç isnat etmek suç değil mi? İşte gerçek Mısır mahkemesi budur. Delil olmadan masum insanları yargılamak hatta idam etmek Mısır mahkemelerinin başlıca özelliğidir.

Mursi’yı devirmek için kendi halkını camilerde ve caddelerde sabah namazında katleden Sisi kana doymadı. Vampir gibi hala masumların kanı ve canı üzerine saltanatını inşa etmeye çalışıyor. Bu ülke çok Firavun gördü ama hepsinin karşısında bir Musa mutlaka çıkmıştır. Firavunlar her zaman kaybetti. Ravda Camisi’nde masum insanlar katledildi bu dünyadan ve sevdiklerinden ayrıldılar. Ama onları katledenler bu suç ve ihanetle birer katil gibi yaşayacaklar.

Mursi’ye destek verenleri Sisi rejimi namazda katletti!

Deccal ABD ve yamağı İsrail’in desteğini alan katil Sisi Suudi Arabistan’dan da paraları kaparak kendi halkını katletmeye devam ediyor. Pentagon ve çevresi bu aralarda bizim Mezopotamya veya Bilad’uş Şam dediğimiz emperyalistlerin ise Ortadoğu diye isimlendirdiği coğrafyada kan akıtmak, doğmamış bebekleri yetim ve öksüz bırakmak  için gece gündüz şer organizasyon yapıyor. Ülkemizin idarecileriyle birlikte halkımız hem dünyada hem de bölgemizde barışın sağlanması için elinden geleni yapıyor. Bundan dolayı hem idarecilerimizden hem de halkımızın çoğunluğuyla iftihar ediyorum.

Sina bölgesinde yaklaşık 10 değişik terör örgütü faaliyet gösteriyor. İşin garip tarafı bu örgütlerin hepsi Mursi iktidara geldikten sonra ortaya çıkarıldı. En önemlisi de bu örgütlere silah ve patlayıcılar hep Siyonist rejim üzerinden sözde kaçakçılar tarafından sağlanıyormuş. Bu büyük bir yalandır. İsrail’in haberi olmadan bu örgütlere bir şişe su dahi satılamaz. Ama burada masum halk ve Müslümanların katledilmesi için PKK/PYD’ye aktarılan silahlar gibi Sina’da da terör örgütlerine ayni maksatla silah temin ediliyor.

Bölgede yaşayan halkın bir kısmı ile RavdaCamisi’ne giden cemaatin büyük çoğunluğu Tarikat-ı Ahmediyye-yi Cerrariyye koluna mensuptu. Ayni tekkenin şeyhi olan Süleyman Ebu Harraz efendiyi el-Kaide terör örgütü katletmişti. Hem de nasıl katledilme? Müşrik olduğu iftirasıyla kafası kesilerek vahşice katledilmişti. Şimdi ise müritlerini katlettiler. Oysa bu insanlar kendi halinde işinde, gücünde sadece ibadet yapmaya çalışan ve asla teröre bulaşmayan on numara insanlardı. Yıllarca teröre bulaşmadıkları için şeref yoksunu SisiABD ve İsrail bu masumların katliamından sorumludur.    

İsrail Sina bölgesini işgal edecek

Terörü bahane eden Sisi burada 3 ay sıkıyönetim ilan etti. Giriş ve çıkışlar kapatıldı. Ancak bölgeye dönmemek üzere çıkmak isteyenler uzun sorgulamadan sonra ayrılmasına izin veriliyor. İstenilende bu. Halk bölgeyi terk etsin. Bazı söylentilere göre, bu çöl bölgesine İsrail tarafından evi yıkılan veya sürgün edilen kişiler gönderilecek böylece burası ileride bir Filistin sürgün merkezi haline gelecek. Bu etnik temizlik İsrail’in çıkarı ve menfaati adına yapılıyor. İsrail bu bölgeyi işgal edecek.

Nil Deltasından Sina bölgesine giderken polis ve güvenlik birimlerinin eskortluğunda gidebilmiştim. O zamanlar sözde teröristler bölgeye yeni yerleşiyordu. Şimdi ise bazı bölgelere girmekgerçekten zor. Ama bu yerlerin emniyetini Mısır güvenlik birimleri elinde tutuyor. Burada tam bir tenakuz var. Teröristlerin olduğu bölgeyi devlet birimleri koruyor. Onların illegal eylemlerine de göz yumuyor. Üstelik bu terörist unsurlar bölgenin halkı değil.

Camp David anlaşmasıyla Sina’dan askerlerini çeken İsrail burayı tekrar işgal ederek Nil Deltasındaki sahil kentlerine sorunsuz girip çıkacaklar. Güvenli bir yol oluşturacaklar.  İsrail Sina’yı uzun dönem stratejik, ekonomik ve enerji kaynağı olarak görüyor.

Halkını katleden Sisi denilen hain ülkesinin iki adasını Suudi Arabistan’a, Ariş bölgesini de İsrail’e para ve saltanatı karşılında sattı. İşin aslı budur. DEAŞ ve türevi örgütlerin Hristiyan ve Müslümanlara saldırmaları bahane edilerek yapılan hainliğin üzerini örtmek için aksesuar olarak kullanılıyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.