Tarihte varlığı bilinen medeniyetlerin tekamül ettikleri süreçler mercek altına alındığında , her bir medeniyetin ''İNANÇ/DİN'' temelli olduğu gerçeği ile karşılaşılır.

Yunan (Ege) medeniyeti de , medeniyetler tarihinde kabul görmüş bilinen en eskilerinden  biridir. Hiristiyanlık öncesi olmasına rağmen bu medeniyette özü itibariyle ''İNANÇ'' temellidir.

Mitolojik yunan inancı da vahdet dinleri dışındaki inançların tüm figür ve ritüellerine sahiptir. Çok tanrılıdır hatta çok tanrıçalıdır,  Zeus , Artemis , Afrodit , Atena bunlara örnrektir.

Sokrates , Aristo , Eflatun gibi meşhur felsefe öğretilerinin de hakim  olduğu , çok tanrılı din temelinde ,  hüküm sürmüş  bir medeniyet olarakta bilinir , Eski Çağ Yunan Medeniyeti.

Çok tanrılı Eski Çağ Yunan Medeniyeti ; İsa A.S.' la  Vahdet din olarak yeryüzüne indirilen Hristiyanlığın , kutsal kitabı asıl İncil'in  kaybolmasından sonra , derlemesini yapan Petrus ve Pavlos'la beraber medeniyetlerine ait değerlerinde de başkalaşım yaşamıştır.

Bu değişim ve başkalaşmanın neticesinde de yeni bir medeniyet , Doğu Roma Medeniyeti türemiştir. Yunanlıların yeni medeniyetleri , için eski çağ medeniyetlerinin  felsefi öğretileri ile yeni tanıştıkları Hristiyanlığa ait  öğretilerin , karmasıdır denilebilir.

Yine aynı dönemlere denk gelen , Hiristiyanlık din olgusundan  beslenen Batı Roma Medeniyeti ile Doğu Roma Medeniyetinin ayrışmasının temelinde de , Doğu Roma Medeniyetine eski yunan felsefe değerlerinin de tesiri neticesinde ,  farklı bir hiristiyanlık anlayışının varoluşudur.

Doğu Roma ile Batı Roma Medeniyeti arasındaki bu anlayış farklılığı , Hiristiyanlık dininde ''MEZHEPSEL'' ilk ayrışmayı da beraberinde getirmiştir. Bu ayrışma ; Doğu Roma'nın kendini ORTODOKS , Batı Roma'nın da KATOLİK tanımlamasıyla tezahür etmiştir.

Batı Roma İmparatorluğunun tarihte bilinen meşhur ''HAÇLI SEFERLERİ'' sadece islam devletlerine karşı yapılmamış , mezhepsel bu anlaşmazlıklar sebebi ile Hiristiyan Doğu İmparator'luğuna da düzenlenmiş seferlerdir.

1206 yılında Batı Roma''nın düzenlediği Haçlı Seferi sonrası , Doğu Roma'nın (BİZANS) başkenti istanbul'da , Patriğin tahtına bir fahişenin oturtularak itibarsızlaştırılması , bu ayrışmanın ne denli büyük olduğunun da  tarihi delilidir.

PROTESTAN MEZHEBİ ; Katolik ve Ortodoks mezheplerinde, arızi bir çok sıfatları ile hakimiyet kuran ''RUHBAN SINIFI''nın , toplum üzerindeki baskı ve sapkınlıklarına bir tepki olarak , Martin Luther şahsında , 1500'lü yillarda , üçüncü bir mezhep olarak tezahür etmiştir.

Vahdet dinlerinin tamamı  özleri itibariye , HİKMET ve ÖĞÜT verme temelinde , hükümler vermek suretiyle insanoğluna, İNSANİLİK değerlerini vermeyi , aşılamayı , hıfzetmeyi gaye edinmiştir.

Bu sebeple tüm Vahdet Dinleri , zulmü , sömürüyü ,haksız kazancı , kısacası bireysel ve toplumsal manada ahlakı bozacak her türlü davranışı gayri meşru kabul etmiştir.

Günümüz öğretileri ile büyütülmüş bizlere , Hristiyan'lıkta üç mezhebin dışında bir başka mezhep varmıdır sorusuna,  ekseriyetle yoktur  cevabının alınması da , yadırganmaması  gereken  bir sonuçtur.

Bilinen bu üç mezhebin dışında sahip olduğu ''DEĞERLER''(!) yüzündenmidir bilinmez , çokta tanınmak derdinde olmayan dördüncü bir mezhap daha vardır. Evet , ANGLİKAN MEZHEBİ' dir bu mezhebin adı.

Anglikan mezhebinin mensupları  ; Luther Protestanlığından da önce , İngiltere de zuhur etmiş  , sömürüyü , haksız kazancı ve dolayısıyla her türlü zulmü , kilise çatısı altında meşrulaştırarak kurumsallaştırmışlardır.

Aslında bu  mezhebin mensupları , temel ülküsü zenginleşme olan anlayışlarıyla  , Hiristiyanlığı da reddeden , yeni bir dinin varlığını orta yere koymuştur demek , daha doğru bir tespit olacaktır.

Anglikan kiliseleri ; temel ülkülerine hizmet edecek her türlü gayri meşruluğu meşru kılma noktasında , özellikle de felsefe ve ideolojiyi birer araç olarak kullanmış ,  HÜMANİZM denen ancak İNSANİ değerlerden ziyade  , İNSANCILLIĞI (EGOİZMİ)  merkeze oturtan bir medeniyetin(!) temsilcileri ve sahipleridir.

HÜMANİZM ; tanrı varlığını  ve akla uymayan her şeyi reddeden , beş duyu ve aklı ile insanı İLAHİ bir varlıktan ziyade,  bizzat İLAH kabul eden , İNSAN MERKEZLİ felsefi bir tezdir.

Bu noktada , İNSANİLİK kavramı ile İNSANCILLIK kavramını da birbirine karıştırmamak gereklidir. Çünkü batıdan bu tür felsefi kavramları devşirmekte yarışan aydınlarımız(!) , maalesef ki HÜMANİZM'e , İNSANİ değerlere karşılık gelen anlamlar yüklemişlerdir.

İnanın şu an bu denli ciddi bir konuda yazı yazmanın ruhi sıkıntısını yaşayan biri olarak   , okuyanlar noktasında nasıl bir sıkıntı duyulacağını da tahmin edebilmekteyim. Sıkıntılı bir yazma süreci ve okuyucuyuda sıkan bir yazı olabilir yazdıklarım.

Ancak unutulmamalıdır ki ''Durmak ölüm , taklit uşaklık , çalışmak ve bilgi sahibi olmak ise hayat ve hakikate koşmak''tır. Ve eğer müsaade ederseniz biraz daha koşmaya devam edelim hep bereber.

Vahdet dinlerinin tamamını reddeden , insanı yaradanın yerine  koyan , felsefi akımlarla kendi sapkınlığına meşruluk kazandıran , bu  ''TEK DİŞİ KALMIŞ''  canavarın adı , ÇAĞDAŞ İNGİLİZ YAHUDİ MEDENİYETİDİR.

Dördüncü mezhep kurucu gücün  kitabı BOOK OF COMMEN PRAYER (TOPLU DUA KİTABI) , gayri meşruluğu meşrulaştırma  adına  ,  ANGLİKAN kiliselerinde okutulan  kutsallarıdır.

Sanayi devrimi ile birlikte , hammadde ve enerji sahaları ile pazara hakim olmanın kıymeti çok daha iyi anlaşılmıştır. Bu tarihi gelişme, nihayi ülküsü zenginlik olan' 'Fütursuz ve geniş mezhepli'' Anglikan kiliselerinin  varlığınıda  daha değerli kılmıştır.

Anglikan  kiliseleri eliyle , kendi kıtalarının dışında Afrika ve  Asya'da sömürge ülkeler oluşturmuş , enerji ve hammadde kaynaklarını kontrol altına almışlar , sözde ''ULUSLARARASI TİCARİ KURUMLAR'' gibi organizyonlarla da , PAZAR'ın kurallarını kendi lehlerine olacak şekilde kurumsallaştırmışlardır.

Bu zihniyetin temeli , kendi mallarını satın alabilecek zenginlikte , ancak asla üretim yapamayacak kadar fakir , güçsüz devlet ve devletçiklerin varlıkları üzerine kurulmuştur.

Sömürü ve zulmün değerli hale sokularak , kendileri dışındakilerin yaşam alanlarına müdahalenin meşruluğu sonrası,  keşfettikleri önemli bir argüman da , PARA  ve FİNANS GÜCÜ' nün  muktedir olmalarında ki ayrıcalığı olmuştur.

KRALİÇE'lerinin hükümdar olduğu Çağdaş Yahudi İngiliz Medeniyeti , gayri meşru zenginliklerine zarar verme noktasında oluşabilecek siyasi , sosyal başkaldırı ve isyanları da   , iki önemli tezini hedef ülkelere ihraç etmek suretiyle kontrol altına almıştır.

DEMOKRASİ VE LAİKLİK...,,

Hiristiyanlığın dominand mezhebi Katolikliğin en tutucu ülkesi Fransa'da krallığın yıkılarak DEMOKRASİ ve LAİKLİ'ğin yerleştirilmesi için yedi yıl boyunca yapılmış İngiltere / Fransa savaşı bu tezin ete kemiğe bürünmüş ilk somut başarısıdır.

İnsanı Tanrılaştıran , parayı kutsayan ve kendilerini KAİNATIN EFENDİLERİ olarak tanımlayan yeni bir medeniyetle karşı karşıyayız aslında.

Anglikan Kiliseleri ve ANGLİKALİZM için ; kendilerini dördüncü bir mezhepmiş gibi göstermeye çalışan , aslında MEZHEPSİZ KRALİÇE'lerinin hükümdarlığında , kendi kutsalları üzerinden , ''YENİ BİR  DİN YARAT''ma cüretidir demek en doğrusu olacaktır.

Ne yazık ki bu gün bu cürette bulunan sapkın medeniyetin direk ve endirek saldırılarına maruz kaldığımıza hep beraberce şahitlik etmekteyiz.

Saldırılarının arkasında yatan gerçek ise , kendi korkularıdır. Korkularının temelinde de ; İnsanı EŞREF-İ MAHLUKAT kabul eden bir inancın bakiyesi olan bizlerin , özellikle son on yıldır , geçmişteki inkarlarımızı terk edip,  kadim medeniyetimize sahip çıkmaktaki azim ve kararlığımızdır  yatmaktadır.

KORKMALILAR DA.... Çünkü ; ''KADER GAYRETE AŞIKTIR'

Haktan yana olan gayretli insan da ümidin insanıdır...

HAKTAN' da   ÜMİT KESİLMEYECEĞİNE GÖRE , bu yolda gayret veren ve vereceklere selam olsun....

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yalcın kocak 5 ay önce

Tebrikler ertan bey. Teşekkürler.

Misafir Avatar
Ertan alan 5 ay önce @Yalcın kocak

ÇOK SAĞOLUN YALÇIN HOCAM...SİZİN DEGERLENDİRMENİZ BENİM İÇİN ONEM ARZEDER...SELAM VE SAYGILAR

Beğenmedim! (0)
Avatar
Koray D 3 ay önce

Komutanım yazınızı çok büyük zevkle ve içtenlikle okudum, sonuç tebrikler. Size yıllar sonra şans eseri ulaşmak çok güzel. En kısa sürede görüşmek üzere sevgi ve saygılarımla,