Doğum-evlenme-ölüm: 
Bu üç önemli safhanın etrafında birçok gelenek görenek, adet, töre ve tören oluşturulmuştur. Aile birliğinin kurulması ve hayatın mutlu günlerinden biri olan evlenme safhasında geçmişten günümüze birçok gelenek ve görenek oluşmuş.

Ülkelere, yörelere, illere ve hatta köylere göre ayrıcalıklar gösterir evlenme hazırlıkları… Tören ve adetleriyle her yöre kendine göre bir zenginliğe sahiptir. Malum düğün sezonundayız. Şahit olduğumuz, eski düğün adetleri gözlerimizde canlanıyor, düğünlerde karşılaşılan dost ve arkadaşlarla, hepsi olmasa bile unutulmaya yüz tutmuş bazı adetleri tekrar hatırlıyoruz.

Bakalım bizim yörenin düğün geleneklerinde neler varmış neler?

 “Görücü usulünün” yanı sıra karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak ve az da olsa "kaçma" yoluyla gerçekleşen evlenmeler vardır.

Düğünler bahar ve yaz aylarında, köylerde ise hasat sonuna rastlar. Düğün günü kararlaştırıldıktan sonra, eşya hazırlığına başlanır, gelin hanım çeyiz eşyalarını tamamlamak için yoğun bir çaba içine girer.

Köylerden şehre düğün alışverişine gidilir, eşya, elbise, altın ve benzeri ihtiyaçları karşılanır. Düğün öncesi diğer bir gelenek de "Yolların sağlanması" adı altında kızın amcasına, dayısına ve erkek kardeşine hediye alınarak onların gönülleri alınırmış.

Günümüz teknoloji ve bilişim çağının aksine;  düğüne davetler, davetiye yerine köylerde “okuntu ”denilen çağırma şekliyle olur, okuntu dağıtana bahşiş verilirmiş. Düğünün başladığını belli etmek için oğlan evine Türk Bayrağı asılır, hatta bazı köylerde bayrağın asıldığı sopanın ucuna elma konurmuş. Köylerde düğünler Davul-Zurnasız, Davul-Zurna seyirlik oyunsuz olmazmış.

Düğün kına gecesiyle başlar. Kız evinde oyunlar oynanır, eğlenilir, yenilir içilir ve gelin kıza kına yakılır. Kına tepsisi başlar üzerinde dolaşırken "yüksek eyvanlarda bülbüller öter" türküsü söylenir, gelin ağlatılır. Bu eğlenceler davul-zurna eşliğinde ise halaylar çekilir, bol bol bahşiş dağıtılır. Kınada, ertesi günü gelin alayı oğlan evinde toplanır, gelin almaya gidilir. Gelinin kardeşi, gelinin beline kırmızı kurdele bağlar, kapıyı kapatır bahşiş ister bahşiş alındıktan sonra kapıyı açar ve gelin ailesiyle vedalaşarak evden çıkarılır.

Düğün evinde kazanlar kaynar, yenilir içilir. kız tarafından bohçalar, oğlan tarafına bohçalar, düğünden üç gün sonra oğlan tarafına tatlılar gelir. Bir hafta sonra kız tarafı ziyaret, on beş gün sonra karşı taraf ziyaret gerçekleşir. Şehir merkezi ve köylerde temelde bir olmakla beraber bazı ayrıcalıklar izlenen düğün adet ve gelenekleri aslında böyleymiş.

Şimdi düğün salonları çıktı ama yine de bazı düğünler halen davullu, zurnalı. Bir kısım düğün salonlarında orkestralı, çiçekli çelenkli, bir kısım sadece mevlitle, bir kısımda hem mevlitle hem eğlenceyle.

Salon düğünlerinin vazgeçilmezi, herkesin dikkat kesildiği  bir aşama vardır ki; takı merasimi, altın takma geleneği. Gerçekten bir gelenek mi, yoksa sonradan oluşan bir uygulamamı dır? Nereden, ne zaman gelmiştir bu gelenek?

Gelin ve damat pistte yerini alır, dakikalarca ayakta beklenir. Yorucu ve zorlu takı merasimi başlamıştır. Davetlilerin tebrikleri ve takıları kabul edilir. Bir de hatıra fotoğrafı, selfie çektirmek isteyen olursa kuyruk alır gider başını ve ne zaman biteceği merak edilir. Takı merasiminden ne kadar hasılat elde edileceği de ayrı bir merak konusudur.

Annesi, babası, kardeşi ne takacak acaba? Aaaa halası –teyzesi bir bilezik dahi takmadı. Ya da biz onlara 10 gramlık bilezik takmıştık. Onlar çeyrek altın taktı ve benzeri. Tasarrufçusuna uzun vadede kazandıran; hem yatırım amaçlı hem de kullanılabilir değerli sarı metal; altın! 

Dünyada bazı kültürlerde takmak bir gelenektir. Hindistan ve Çin’de oldukça yaygınmış, hatta dünyanın en büyük altın tüketicisi olan bu iki ülkede, bizim düğünlerimize göre daha fazla altın takı söz konusuymuş.

Kız istendikten sonra söz ve nişan töreniyle başlar Altın takılar, düğündeki takı töreniyle devam eder. Gösteriş haline dönüşmediği sürece, altın takmak elbette ki klasik bir düğün hediyesi; Cumhuriyet altını, bilezik, yarım altın, tam altın,ata lira, reşat altın, çeyrek altın. Yakınlarından bir hatıra kalmasıdır. Zor anlar gelene kadar “bu bileziği annem takmıştı” “bu altını teyzem takmıştı” diye saklamaktır. Uzun dönemde bir yatırım aracıdır ama bir gerçek varki "altın", her zaman değerli bir madendir ve öyle de kalacaktır.

Ancak önceki yıllara göre altın fiyatlarındaki ciddi yükseliş nedeniyle bu gelenek yerini para veya ev hediyesine bırakmış gibi görünüyor.Hep merak etmişimdir. Düğün sezonunda altın fiyatları yükselir mi? 

Bazı ekonomi haberlerini okudum. Yazımın sonunda düğün sezonunun altın fiyatlarına etkisini bir iki cümle de olsa sizlerle de paylaşmak istedim. Bazı ekonomi haberlerine göre; ülkemizde düğün sezonunda oluşan altın talebi, küresel çapta bir artışa neden olmuyormuş.

Dünyanın en büyük altın tüketicileri Çin ve Hindistan’da düğün sezonunun gelmesi talepleri artıyor dolayısıyla fiyatları yükseltiyormuş. Hindistan'da Ekim ayında başlayıp, Aralık ayına kadar devam eden düğün sezonu talebi artırdığından piyasalar üzerinde etkiliymiş. Bu nedenle; ben de, dönemsel kara yönelik bir yatırımcıysanız ; Hindistan düğün sezonunu takip edip bu dönemlerde "altın" yatırımını düşünmelisiniz diyorum.

Mutlu ve neşeli geçen unutulmaz düğünler dileğiyle…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.