Adını M.Ö 2000’li yıllarda var olan Asurilerden alan Suriye toprakları yüzyıllar boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Birçok devlet başkentlerini bu kadim topraklarda kurmuştur. Bu topraklar, Osmanlı idaresinden çıktıktan sonra ne yazık ki istikrara aç olmuşlardır. 
      Fransa’nın Syckes-Picot Antlaşmasıyla yıllardan beri emperyalist hedefi doğrultusunda arzuladığı bu topraklar için İngiltere’den vize almıştır. Bu topraklarda Fransız idaresi dönemin emperyalist jargonuna göre böl-parçala-yönet sistemine göre beş parçaya bölünmüştür. Fransa yönetimindeki Suriye’de kargaşa eksik olmamıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrası değişen dengeler sonucu Fransa bu toprakları terk etmek zorunda kalmıştır. 
       Bu terk istikrarın geldiği manasında gelmiyordu. Bundan sonra Suriye’de peş peşe on üç darbe olmuştur. En sonunda aynı darbe komitesindeki arkadaşı Salah Cedid’i itibarsızlaştırıp bertaraf eden Fransa’ya Suriye’yi işgali için yalvarma mektubu yazan Ali Süleyman’ın oğlu Hafız Esad Suriye’nin devlet başkanı olmuştur.
       Hafız Esad tam bir diktatöryel eğilim göstererek ülkede çoksesliliğe asla yer vermemiştir. Devlet kademelerinde üst taraflara çıkmak için Hafız Esad’in dinine ve milletine mensup olmaktan ziyade (!) onun akrabası ve sülalesinden olmak şarttır. Hafız Esad döneminin bu seçkinleri yolsuzluk ve rüşvet trafiğini zirveye çıkarmışlardır. 1982 yılında Hama’da yaptığı katliam çok insanın canını yakmıştır. Hafız Esad İskenderun’un Türkiye sınırlarına katılması sebebiyle Türkiye’ye kinle yaklaşmıştır. Nitekim PKK terör örgütü lideri onun himayesinde yıllarca Suriye’de barınmıştır. Türkiye’yle arası genelde iyi olmamıştır. 
      1970 yılında başlayan iktidarı 2000’de ölümüyle son bulmuştur. Akranı olan dönemin diktatörleri Saddam Hüseyin ve Hüsnü Mübarek’in yapamadıkları Hafız Esad tarafından yapılmıştır ve iktidarı yumuşak bir geçişle oğlu Beşar’a devretmiştir.  Beşar Esad ilk başta reform söylemleriyle gelmişti.
       Sonraları her şey değişti. 2011 yılında Arap dünyasında baş gösteren olaylar Suriye de de baş gösterdi. Fakat Suriye’deki hepsinden en kanlısı oldu ve bir iç savaş halini aldı. Bu savaşın baş mimarı olan Beşar Esad babasından aldığı genler üzerine halkını katletmeye başlamıştır. Nitekim ilk başta Esad ve muhalifler arasında olan savaşa git gide başka aktörler katıldı ve daha karmaşık bir hal aldı. Suriye’de savaş terör örgütleri üzerinden yürütülüyor. Burdan türeyen terör örgütü DAEŞ bizim ülkemizinde aralarında bulunduğu çeşitli ülkelerde çok sayıda katliam eylemleri gerçekleştirmiştir. Keza PYD terör örgütüde Türkiye açısından tehlikelidir. Türkiye Fırat Kalkanı Harekartıyla bir nebze olsun rahatlayabilmiştir. 
     Birde savaştan zarar gören mülteciler ise çeşitli ülkelere alınmamasına karşın Türkiye’de gayet güzel ağırlanmıştır. Buda Türkiye’nin tüm dünyaya komşuluk dersi verecek kıvama getirmiştir. Günümüzde halen daha   devam eden ve kadim toprakları kan dolduran bu savaşın bitmesi ise ne yazık ki kestirilemiyor.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ENGİN artıkaslan 1 hafta önce

emir can bey suriye tarihi hakkındaki yazınızı okudum tebrikler yazılarınızın devamını bekliyoruz