Avrupa devletleri her ne kadar zoraki birliklerini korumaya çalışsa da artık ayrışma sesleri açıkça dile getirilmeye başlandı. Zaten Avrupa’nın gerçek anlamda tek ses olması beklenemez. Birbirleriyle tarihi düşmanlıkları var. Şimdi ayrışma zamanı geldi. Ayrışma İspanya’dan başladı. Yaklaşık 300 yıl önce IV. Ferdinand Katalanları tabiri caizse kılıçtan geçirdi. Kundaktaki bebekleri dahi katletmişti. Zorla İspanya’ya bağlanan Katalonya’dan sonra Avrupa’da onlarca halk özgürlüğünü ilan edecek.

Her ne kadar aradan yıllar geçmiş olsa da Ferdinand’ın yapmış olduğu soykırım asla unutulmadı ve her Katalan’ın zihninde yer etti.Tarihte katledilen Katalanların torunları şimdi İspanya’dan ayrılmak istiyor. Bu ay başında yapılan referandumla Katalonya halkı açıkça bağımsız olmak istediğini dile getirdi. Eğer Katalanlar bu referandumla başarı elde edebilirlerse Avrupa’daki diğer ırkçı ve ayrılıkçı hareketler cesaretlenecek ve her biri ayrılarak kendi devletini veya birliğini kurmanın yolunu deneyecek.   

İspanya devleti hata üzerine hata yaparak Katalanları kendinden uzaklaştırdı. Euro bölgesinin 4. Büyük ekonomisine sahip ve 17 özerk bölgeden biri olan Katalonya aslında ülkenin ana kurucu unsurlarından biri olmasına rağmen anayasada “millet” statüsünü olamadı. Ayrıca ülkenin en zengin bölgesi olmasına rağmen limanları işletmek ve topladığı vergilerin büyük bölümünü kendi bölgesinde harcamak istedi. Ayrıca yargıda daha fazla bağımsız olmak istedi. Bu istekleri anayasaya uygun olarak ve özerklik statüsüne bağlı olarak istedi. Ancak İspanya devleti taleplerin hepsini iptal ettiği gibi bölgeye yatırımları kıstı.

Katalonya Özerk Yönetimin Başkanı CarlesPuigdemont yakın zamanda bağımsızlık ilanında bulunacak. Çünkü halk referandum için sandığa gitti ve yüzde 90,18 ayrılma yönünde oy aldı. Bu halk desteğine dayanarak bağımsızlığını ilan edecek. Tabii İspanya buna asla müsaade etmeyecek gibi görünüyor. Ama İspanya gittikçe Barselona bölgesini ve halkını kaybediyor. Aşırı şiddet kullanması ve ülkenin Kralı 6. Felipe’nin arabulucu olması gerekirken ayrılıkçı ve ötekileştirici dil kullanması kendi halkı tarafından bile nefretle karşılandı. Dolaysıyla ülkede akıl adam ve sözü dinlenecek kimse kalmadığı için Katalonya daha kolay bağımsızlığını elde edecek. 

Dünyada ve Avrupa’daki her azınlık veya ayrılıkçı hareketin referanduma giderek devlet kurma hakkı elde etmesi elbette tasvip edilecek bir şey değildir. Zaten buna hiçbir anayasa da izin vermez. Ancak Katalonya, Bask, Bavyera,İskoçya, Korsika ve birkaç özerk bölge bunların dışındadır. Çünkü bunlar daha önce birer müstakil devletti. Zoraki veya anlaşmalı olarak Federal devletlerin birer parçası oldular.

Almanya, Fransa ve İspanya işgaline halkların direnişi

Bu halk topluluklarının her an ayrılma hakları bulunmaktadır. Ancak Irak’tan ayrılmak isteyen Mossad destekli Barzani’nin gayrı meşru referandumu ile bu halkların istekleri bir ve ayni değildir. Bir tarafta emperyalist güçleri arkasına alarak ülkeyi bölmek ve parçalamak çabaları var, öte yanda ise hukuki yollarla, daha önce ülkenin kuruluş aşamasında yapılan anlaşmalara göre ayrılma hakkını kullanan halk topluluğu var. Bunlar birbirine karıştırılmamalıdır.  

İspanya ile Fransa arasında bulunan Bask bölgesi de devlet olmayı hak ediyor. Bu halkın Fransız ve İspanyol sömürgeleri altında yaşama mahkum edilmesi doğru değildir.İspanya burasını bir nevi sürgün merkezi olarak kullanmıştır. Yapılan hukuksuzluklara karşı 1959 yılında ETA terör örgütü kuruldu. Halkı için mücadele etmiş olsa da daha sonra terör ve mafya olaylarına karıştığından masumiyetini kaybetti. Sonunda da 2006’da silahı bırakarak rejimle anlaşmış olsa da ayrı bir devlet olma fikrinden vazgeçmemiştir.

Bask halkı İspanyol değildir. Katalanların bağımsızlık ilanından sonra Bask halkı da ayni kararı alacağını tahmin ediyorum. Bu iki halk ortak hareket etmelidir. Böylece topraklarını işgal eden Fransa ve İspanya bölgeden kansız ve savaşsız bir şekilde çekilmek zorunda kalır. Akdeniz sahilinde bulunan tarihi Katalonya topraklarının bir parçası Fransa tarafından işgal edilmiş durumundadır. Bağımsızlıktan sonra 7,5 milyonluk nüfusuyla Katalonya Fransa’dan topraklarını geri isteme ve 1659 yılında imzalanan Pirene Antlaşmasını iptal etme hakkına sahiptir.

Fransa’daki azınlıklar ise devletin faşist baskısından kurtulacağı zamanı bekliyor. Bunların başında Korsıka adası gelmektedir. Napolyon’un doğum yeri olan Korsika’nın bağımsızlığı için mücadele eden “Korsika Ulusal Hürriyet Cephesi (FLNC) ciddi anlamda Fransız yönetimini düşündürürken ülkedeki Basklardan sonra bir başka zulme uğramış Briton topluluğu da hakkını ve bağımsızlığını istemektedir. Hep ezilen görmezden gelinen Briton topluluğu son zamanlarda sesini çıkartarak özgürlüğünü isteyecek seviyeye gelmiştir.  

Ayrılık referandumları başlayacak

Ayni şekilde Almanya’nın Bavyera eyaleti. Burası ülkenin en büyük eyaleti ve ülkeyi beslemesine  rağmen en çok hor görülen ve genel bütçeden en az pay alan bir yer. Federal Almanya kurulurken Bavyera ayrılma hakkını saklı tutmuştu. Onlara verilen haklar unutuldu. En başında dillerinin resmi dil olması sağlanmadı. Folklorları Almanya’nın baskısıyla yok oldu. Şimdi bu halk neden Almanya’nın bir parçası olarak yoluna devem etsin ki? Özgür olmaları ve bağımsız bir devlet olmalarının önünde sadece faşist Alman yasalarından başka hiçbir engel yoktur. Bağımsız bir Bavyera Cumhuriyeti'ni savunan  Bavyera Partisi yaptığı açıklamada, "Bavyera'nın özgürlüğü, Bavyera'nın Federal Almanya Cumhuriyeti'nden ayrılması bizim meşru hakkımızdır!'' dedi.

İrlanda ve İskoçlar da çok önceden beri Büyük Britanya’dan ayrılmak istiyor. Bunun için yıllardan beri silahlı ve silahsız mücadele verdiler. En son İskoçlar 2014 yılında ayrılık için referanduma gitti. Ancak çok az farkla halk Britanya’dan ayrılmaktan kurtuldu.  Ancak “Hayırcılar” bir kez daha ayrılmak için referandum kararı kaldı. Yakında tekrar seçime gidecekler. Bunca şeytanca oyun ve entrikalar yapan İngiltere bile İskoçya’yı elinde tutamıyor. İslam dünyasının içini karıştırırken kendi arka bahçesini ve hatta komşularını da kaybetmek üzeredir. İngiltere’nin İrlanda ve İskoçya’da yapmış olduğu katliam ve Barbarlık unutulacak gibi değildir.

Aslında Avrupa ülkelerinin birçoğu Katalanların İspanyadan ayrılmasını istiyor. Ancak bunu açıkça dile getiremiyorlar. Çünkü Katalanlar ayrılmayı başarırsa o zaman kendi ülkelerindeki ayrılıkçı grupların da harekete geçeceğini ayrılık rüzgarlarının esmeye başlayacağını bildiklerinden sevinçlerini belli etmiyorlar. Katalonya bağımsız olursa devamı iplik söküğü gibi gelecek. Beklenen sonuç budur. Fazla geçmeden bu gerçekleşecek. Ahlaksız ve sömürü üzerine kurulan düzenlerin sonu hüsrandır.

Belçika’da Flamanlarla Valonlar arasında yıllardan beri devam eden husumet artık daha fazla sürdürülemez. Ayrılma zamanları çoktan gelmiştir. İtalya’daki Güney-Kuzey ayrışması günümüzün değil tarihten kalma ana sorunların başında gelmektedir. Birbirini sevmeyen bu toplulukları zoraki bir arada tutmanın hiçbir mantığın yoktur. Ülkenin zengin bölgesi olarak öne çıkan Sardunya adası servetini fakir İtalyanlarla paylaşmak istemediğini açıkça dile getirmiş ve bağımsızlığı için mücadele etmektedir. Orta Avrupa ve Balkan ülkelerindeki şimdiki yönetimlerden memnun olmayanlar yakın zamanda seslerini duyurmanın yolları arayacaktır.

Avrupa eski Feodal Orta Çağ devrine dönecek

Kanlı savaşlardan sonra Avrupa zoraki olarak federal veya üniter devlet haline geldi. Birçok milleti yok ettiler. Azınlıklara hak vermediler. Buna rağmen kendi halkına yaptıkları haksızlığı örtmek için özellikle İslam beldelerindeki azınlıkların ayrılıkçı politikalar yürütmeleri için destek oldular. İngiltere, Almanya ve Fransa bu emperyalist ülkelerin başında gelmektedir. Ancak kendi içindeki azınlıkların hakları verilmemek üzere gasp edildi. Hak ve hukuk isteğiyle ortaya çıkanlarda sessizce ortadan kaldırıldı. Korkudan kimse kendi hakkını isteyemez oldu.

Ancak şimdi durum değişti. Batı ve Doğu Avrupa’da hakları gasp edilmiş yaklaşık 40 değişik etnik milliyet ve topluluk bulunmaktadır. Avrupa kıtası eski Feodal Orta Çağ devrine dönmek üzeredir. Sömürgeci güçler bu gelişmelerden rahatsız olmuş olsa da bağımsızlık dalgasının tüm bölgeye yayılmasının önünü kapatamayacaklar.  Avrupa Birliği bu tehlikeyi gördü ancak bu birliği koruyabilecek lider olmadığı için dağılmanın önüne geçemeyecek.

Vizyonu ve saygın bir lideri olmayan AB ülkelerinden ilk ayrılan İngiltere oldu. Brexit referandumuyla ayrılmasının karşısında AB şaşkına döndü. Ne yapacağını kestiremez oldu. Sorunlara çare bulmaktan uzak olan AB gittikçe sorun üreten hale geldi. Halk bu durumdan çok rahatsız. Sonunda ayrılık fikirleri ve hatta ırkçı oluşumlar artmaya başladı. Bunu fırsata çeviren Siyonist çevreler yabancı düşmanlığını İslam düşmanlığına, İslamofobia’ya çevirdi.

AB’de bulunan azınlıktaki topluluklar Siyonist çevrelerce yanlış yönlendiriliyorlar. İslam düşmanlığıyla haklarını ve özgürlüklerini kazanamazlar. Aksine diğer toplumlara saygılı olurlarsa her kesimden destek ve saygınlık görür. Irkçı ve barbarca hareketlerden sadece anarşi  ve terörizm doğar. Onun için bölgedeki yaklaşık 40 topluluk politikalarını Barbarlık üzerine değil de insan hak ve hürriyetleri üzerine kurarlarsa başarılı olurlar. Katalonya öyle yaptı. Sadece kendi hakkını ve toprağını istiyor. Bu da onların tabii normal hakkıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.